Kar Topu

Haberler Hasever

O vakit, ne Nazım’dan ne de şiirinden haberdardım. Şimdi ne zaman o anı hatırlasam aklıma bu dörtlük gelir. Jandarmalar çok yorgun görünüyorlardı. Omuzlarında taşıdıkları silahları, onlara “fors” vermekten ziyade, yük gibi duruyordu. Nereden esti bilmiyorum ama, onların bize ateş etmeleri durumunda kendimizi nasıl koruyacağımızı konuşmaya başladık. Hiç unutmuyorum. Alelacele yaptığım kar topunu tam alın hizama tuttum. - Öyle ya vurulursam alnımdan vurulacaktım.- Eğer bize ateş edecek olsalardı bu kar topu kalkanım olacaktı. Mermi nasıl ki kar topuna çarparsa, oracıkta kalıverecekti; çünkü kar mermiyi eritirdi.

Yılmaz Güney’dir

Yorum Hasever

Adana tren garına giren ekspres, birkaç koltuk hariç, gara fakirlik indirir. (Demincek, “birikmiş paranızın teminatı” Sümerbank, reklam panosunun dibine işmiş) Cabbar, kemikten müteşekkil atı ve yırtık döşemeli arabasıyla, yolcularını bekliyordur. At arabalarının dönemi bitmek üzeredir. Orhan Kemal’in, romanlarında sıkça geçen “kadillak”lar yolların ve yolcuların gözdeleridirler. Herkes yolcusunu alır, geride Cabbar kalır. Tam umudunu kesmiş, arabası boş dönecekken, gardan bir aile çıkar. Kamera, Cabbar’ın gözünden gar önünü gösterdiğinde, ortaya uçsuz bucaksız Anadolu bozkırı çıkar. Anadolu bozkırının diğer ucunda fakirlik, bu ucunda yine fakirlik vardır.

Kemal Burkay’ın Dönüşü Üzerinden / Kürt Davası - 2

Yorum
Hasever

Kürt davasının hala “bir varmış, bir yokmuş” girizgahında durduğu bir zamanda, bu dönüşle birlikte, beynimde berraklaşmış bir iki “songörü”mü kelimelere aktarmak istiyorum. Değerlendirmelerim, kişisel gözlemlemelerimin güncel tezahürler üzerinden aktarılması şeklinde olacak. Özeleştiri bölümünde dile getirdiğim; kimilerince genel, kimilerince detay olarak değerlendirilebilecek öneri-m- dışında ulaşabildiğim herhangi bir sonuç yok. Çözümün, bütün muğlaklığıyla ve erimiş peynir misali olgunun üzerinde damar damar duruyor olmasından ötürü, kalıbından alınan kerpiç misali cümleler kurmam, hem ahlaki hem de doğru olmazdı.

Dom Dom Kurşunu

Yorum Hasever

Bir kötülük nasıl bu kadar uzun boylu olur? İnsan, bir yerde, bir “an”da kabustan uyanmaz mı? Columbine’yi kana bulayan “iki çocuk” da eylemlerini aylarca planlamışmış. Hani diyor insan, bir yerinde bu planın, ulan, (herhangi bir) insana çarpmaz mı suratımız? Tertemiz, içi dışı bir, gıcır gıcır cama çarpıp kendimizi geliriz ya, o hesap. Demek ki hiç bir birimize çarpmıyoruz. Koca koca şehirlerde, arı oğulu misali iç içe, lakin hiç bir birimize değmiyoruz.


ÖDP'de Yeni Bir Dönemin Başlangıcı (mı?)

Yorum Önder KURT

Değerli bir arkadaşımın Fb'taki iletisi sayesinde ÖDP'nin 9.Parti Meclisi Toplantısı Sonuç Bildirgesinden haberim oldu. "İdeolojik-politik-örgütsel anlamda köklü bir yeniden yapılanma sürecinde bir adım daha atma kararlığı" gibi bir ifadeye rastlayınca, sıkıcı bir rutini icra ederken alışılmadık bir fenomenle karşılaşan birinin şaşkınlığıyla, yayıldığım koltuğumda doğruluverdim birden; Bunca yıldır, -"15 yıldır"-, beklediğimiz an sonunda gelmiş miydi yoksa. ÖDP'yi yakından takip etmediğimden, bu olağan, standard bir metin midir yoksa gerçekten işlerin artık bu şekilde gidemeyeceği yönünde bir hidayete en nihayetinde varılmış mıdır bilemiyorum

Onur Caymaz’a (Gecikmiş) Bir Selam

Yorum Hasever

Belli ki senin de başına gelmiş. Her şeye; dağa, taşa, kurda, kuşa, ota, …. laf anlatılır da, “eskisolcu”ya anlatılmaz; değil mi? Biliyorum. Hani dersen ki Türkçe’de yan yana gelmiş en talihsiz ikili hangisi? Derim ki “eski solcu.” Ne keder! “Sol”un başına “eski”,  “eski”nin ardına “sol” koymak zorunda kalıyoruz ya, aha şurama bir taş koymuş gibi oluyorum. Fakat yanlış anlamayasın, ızdırabım sadece “sol”a değil, “eski”yedir de. Görüyorum. Bazen “eski”yi perdeleyip “sol”u; bazen de “sol”u perdeleyip “eski”yi satıyorlar.


318 Haber (53 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)